Türkiye gayrimenkul yatırımcılarının gözdesi!

Şubat 5, 2012  |  BÜLTENLER, Genel

Image: www.events.ku.edu.tr

Türkiye’nin önde gelen gayrimenkul konferansı Türkiye GRI kapsamında yer alan ve eş-başkanlığını Dr. Rıza Kadılar’ın üstlendiği “Ortadoğulu Yatırımcılar için Türkiye yeni cazibe merkezi mi oluyor?” konulu panelde Türkiye’nin gayrimenkul yatırımcılarına sunduğu fırsatlar, piyasadaki mevcut konumu ve kazancının daha fazla artması için atılması gereken adımlar masaya yatırıldı.  

 1998 yılından beri üst düzey gayrimenkul yöneticilerini bir araya getiren, Global Real Estate Institute (GRI) konferansları, samimi bir formata sahip networking toplantıları olarak düzenleniyor. Katılan herkesin aktif olarak söz aldığı interaktif oturumların bulunduğu konferansta 200’ün üzerinde sektörün lideri katılımcı kendilerini ilgilendiren oturumlarda yer alıp, fikir alışverişi yaparak 20’nin üzerinde oturumda Türkiye ve bölgedeki yatırım fırsatlarını tartıştı.

Konferans bünyesinde 11 Ocak tarihinde Dr. Kadılar’ın oturum başkanlığında gerçekleşen “Middle Eastern Investors – Is Turkey Becoming a New Magnet?” (Ortadoğulu Yatırımcılar – Türkiye Yeni Cazibe Merkezi mi Oluyor?) başlıklı oturumda Türkiye’nin gayrimenkul alanında bulunduğu konum ve mevcut fırsatlar etraflıca ele alındı. Dr. Rıza Kadılar tarafından yönetilen oturuma Dubai, Abu Dhabi, Katar ve Suudi Arabistan’ın önde gelen kurumsal yatırımcılarının görüşleri ile katkıda bulundular.

Dr. Rıza Kadılar toplantıda altı çizilen hususları şu şekilde özetliyor: “Körfez Bölgesi ve Ortadoğu merkezli yatırımcılar için ülkemiz gayrimenkul sektörü gerçekten çok cazip duruyor. Hem erişimin kolay olması, hem iklim, altyapı hem de hızla büyüyen ekonomimizin sunduğu gelişim imkanları ülkemizi ön plana çıkarıyor. Ancak toplantıda da etraflıca açıklandığı gibi değişik profildeki yatırımcıların beklentilerini maalesef hak ettiği kadar karşılayamıyoruz. Ulusal fonlar tarafından verilen yatırım kararları çoğu zaman siyasi irade ile beraber geliyor. Bunlar çok görünen ve gerçekten büyük ölçekli projelere bakıyorlar. İkinci kategoride bir anlamda özel girişim sermayesi gibi hareket eden fonlar bulunuyor. Bunlar da yaptıkları her yatırımı bir süre sonra kârlı bir şekilde satıp çıkacak şekilde tasarlıyor. Üçüncü kategoriyi ise varlıklı ailelerin kendi fonları ile yaptıkları yatırımlar oluşturuyor. Burada ise yaşam tarzı ve tercihleri ön plana çıkıyor. Görüldüğü kadarıyla ülkemiz ekonomisinin hızlı bir şekilde büyüyor olması, yerli yatırımcıların çok büyük bir borç yükü altında olmamaları ve Türk bankacılık sektörünün ekonomiyi finanse etmeye devam ediyor olması nedeni ile ülkemizdeki projelerin değerlemeleri oldukça yüksek çıkıyor. Bu bağlamda projelerin getirileri İngiltere, İspanya ve Almanya gibi bu alanda önde gelen piyasalardaki getirilerin bile altında kalabiliyor. Bu da özellikle getiri peşinde koşan yatırımcıların piyasaya girmesine engel oluyor. Tabii sektör büyük bir heyecanla mütekabiliyet engelinin aşılacağı yeni yasal düzenlemeyi bekliyor. Özellikle yabancı yatırımcılara sunulabilecek oturum izni gibi konularda da sağlanabilecek bazı yasal kolaylıklarla özellikle yukarıda üçüncü kategori olarak adlandırdığımız bireysel yatırımcıların milyarlarca dolara varan büyüklüklerde fon girişi sağlayabilecekleri söyleniyor.”

Toplantıda arsa üretiminin kısıtlı ve birçok alanda da belediye ve merkezi hükümetin kontrolünde olması ve bu bağlamda yabancı yatırımcılar için yüksek arsa fiyatları nedeni ile piyasaya girmelerinin mümkün olmadığı da dile getirildi. Özellikle Ortadoğu merkezli yatırımcıların fonlarının yönetimini Batılı uzmanlara bırakmış olmaları ve özellikle teknik, mimari, kalite ve güvence konularında Batılı uzmanların denetimine güvenmeleri nedeni ile bu yatırımcıların ülkemize çekilmesi için projelerin her aşamasında uluslar arası standartlarda bir denetim ve kontrol mekanizmasının da kurulmuş olması gerektiği belirtildi.

Türkiye’nin Ortadoğulu yatırımcı için cazip görünmesine rağmen artık globalleşmiş bu piyasada kalite, estetik, finansal, ekonomik ve politik riskler, getiri oranları ve vergi ile hukuk sistemi açısından bütün diğer dünya ülkeleri ile bu fonları çekmek için amansız bir yarış içinde olduğu gerçeğinin de unutulmaması gerektiği oturumda altı çizilen bir diğer önemli konuydu. İngiltere, İspanya, Fransa, ABD gibi Batı, diğer yanda da Uzak Doğu pazarlarının da aynı yatırımcıları cezp ettiği ve uluslararası ortaklıklar ile Ortadoğulu yatırımcıların bu piyasalara erişiminin daha da fazla olabildiği belirtildi.

Katılımcılar sağlık, turizm, ticaret, finans, ulaşım ve yaşam tarzı gibi konularda da yapılacak akılcı düzenleme ve yatırımların Ortadoğulu yatırımcılar için Türkiye’yi daha da cazip kılacağı konusunda hemfikir kaldı.

Dr. Rıza Kadılar bu konuda şu açıklamayı yaptı: “Bir yandan büyük ilgi gören bir cazibe merkezi haline gelmekle beraber ülkemiz hala hem yasal hem de uygulama açısından yapılacak düzenlemelerin gebe olduğu büyük bir potansiyel olmaktan öteye gidememiş durumda. Ancak yeni yapılacak yasal düzenlemeler ve iç piyasa dinamiklerinin bir araya gelmesi ile 2012 yılının bu alanda bir milat olabileceği inancı da yaygın olarak mevcut yatırımcılar arasında.”

Konferans bünyesinde aynı anda dört oturum olmasına rağmen bütün katılımcıların neredeyse üçte ikisinin katılımı ile gerçekleşen oturumun başarısı üzerine bu oturumun seneye yapılacak GRI konferansı programında yer alması gerektiğine karar verildi.

 

 

 


Yorum yazın