EMCC Mentorluk Kocluk Konferansı

Nisan 11, 2018  |  Genel, KONUŞMALARIM, MENTORLUK ve KOÇLUK  |  Yorum Yok

Konferansın açılışında yaptığım konuşmaya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz…

 

#confemcc #coaching #mentoring #supervision

Posted by EMCC European Mentoring and Coaching Council on Wednesday, April 11, 2018

Mentor, yetersiz kaynağa çözüm vaat eden kişidir…

Nisan 7, 2018  |  Genel, MENTORLUK ve KOÇLUK  |  Yorum Yok

HaberTürk gazetesi Girişim Garajı köşesinde yer alan yazımın tam metnini aşağıda bulabilirsiniz…

‘Hızlı ilerlemek için mentorluk şart’

 

Girişimciliğin yalnız yürünen bir yol olmadığını vurgulayan Avrupa Koçluk ve Mentorluk Konseyi (EMCC) Dünya Başkanı Dr. Rıza Kadılar, girişimcilerin hızlı ilerlemek ve hatalardan korunmak adına mentor desteği almalarının şart olduğunu söyledi. Girişimcilerin belirsizliklerin oluşturduğu keskin virajlarda neredeyse her alanda yetersiz kaynakla mücadele ettiğine dikkat çeken Kadılar, girişimcilerin bir fark yaratmak, onu ticari bir model haline getirmek, bir varlığı yoktan var etmek noktasında çoğunlukla yalnız olduklarını kaydetti. Mentorluğun tam da bu noktada girişimcilere yalnızlığa ve yetersiz kaynağa  bir çözüm vaat ettiğini ifade eden Kadılar, şöyle konuştu:

Devamını Oku

Dijital Dönüşüm ve Liderlik

Dijital dönüşüm ve liderlik üzerine düşünmeye, yazdıklarımla ve konuşmalarımla bu konuya ilgi çekmeye gayret etmeye devam ediyorum…

Geçtiğimiz haftalarda Amsterdam’da IRC Search Partners’ın EMEA bölgesi senelik toplantısında yaptığım  “Leadership & Digital Disruption Transformation” temalı konuşmam, sonrasında da Paris’te EMCC Fransa genel kurulunda yaptığım paylaşımlardan yola çıkarak kaleme aldığım ve  bu hafta Bloomberg Businessweek’te yayınlanan yazımı aşağıda bulabilirsiniz:    

 

Dijital Dönüşüm ve Liderlik:

İlginç zamanlarda yaşayasın der bir Çin atasözü… Aslında insanlık tarihi boyunca hep olmuş bu ilginç ve enteresan zamanlar. Ama burada asıl sanırım kastedilen yaşanan değişimlerin kişiye ne kadar enteresan geldiği olsa gerek… Öyle değişimler var ki sadece yıkıcı olmuş, savaşlar, doğal felaketler gibi, ama öyle değişimler var ki bir dönüşüm aslında. Bir metamorfoz… Sürecin sizin için ne ifade ettiği sürecin kendisinden daha çok aslında sizinle ilgili…

Yeni ve yüksek teknolojilerin kimi alanlarda yıkıcı bir dönüşüme neden olduğu aşikar. “Disruptive” olarak adlandırılan bu teknolojiler hem yıkıcı hem de yenilikçi… Böylesine bir süreçte mühim olan bireyin farkındalığı, hazırlığı ve var olan imkanlardan nasıl faydalanabileceği…

Devamını Oku

Sihirli dağ Davos’ta insanlığın ortak geleceğini tasarlamak…

DAVOS’dan bende kalanlar…
Bloomberg Businessweek’te Şubat ayında yayınlanan yazım:

Sihirli dağ Davos’ta insanlığın ortak geleceğini tasarlamak…

Davos’ta gerçekten ne olduğunu bilmemiz maalesef pek mümkün değil. Ama görebildiğimiz ve hissedebildiğimiz kadarı ile bize ulaşan sinyalleri doğru okumamız çok önemli… Neden mi? Çünkü dünyanın kaderini belirleme pozisyonunda olan binlerce lider oradaydı. G7’nin altısı devlet başkanı seviyesinde temsil edildi. Japonya ise bakanlar kurulu ile oradaydı. Gezegenimizin ve insanlığın geleceğini şekillendiren neredeyse bütün önemli şirketlerin üst düzey yöneticileri, o şirketlerin en çok kaynaklarını kullandıkları ve en çok vergi ödedikleri you ülkelerin siyasi liderleri ile kanaat önderleri oradaydı… Ve maalesef Türkiye pek yoktu…

Tabii aslında çok da ikna edici tablo çıkmadı ortaya: “Bölünmüş dünyada ortak geleceği kurmak” teması ile tasarlanan programa binden fazla özel uçak ile geldi katılımcılar. Daha tanımadıkları kişiler ile bir uçak yolculuğunu bile paylaşamayan bu “özel” katılımcılar nasıl olacak da bütün insanlık için ortak bir gelecek tasarlayacak anlamak zor tabii ki… Ancak onları böylesine bir tema ile bir araya getiren, bir defilenin paydaşı olmanın yanı sıra biraz da gelişmeler karşısında duydukları endişe oldu sanıyorum. Her alanda yaşanan değişim ve teknolojinin geldiği yer artık bu yaşadığımız düzenin geleceği için pek de iyimser olmamıza izin vermiyor.

Toplantıların en çarpıcı cümlesi bence Kanada başbakanı Trudeau’ya aitti: “Değişim hiç bu kadar hızlı olmamıştı, ama bundan sonra da artık bir daha hiç bu kadar yavaş olmayacak”. Toplantıların ana odağı “data”, bilgi oldu. Ama bizim daha önce bildiğimizden biraz daha farklı bir bilgiden bahsediyoruz burada. Bireyin mahremiyetinin bittiği, hayatın her alanından toplanıp derlenen ve geleceği tanımlayan bir “büyük bilgi / big data” söz konusu olan…

Hem insancıl bir yanı var, sensorlar sayesinde sıkıntılı anlarımızda artık yardım çok daha hızlı ulaşacak. Mesela ana rahminde hamileliği izleyen sensorların bir terslik anında doktoru çok uzaklarda da olsa uyarması ve böylece hamilelik ve doğum sürecinde birçok riskin bertaraf edilmesinden bahsedildiğine tanık olduk. Ama aynı zamanda bu bilginin değerlendirilip sigorta şirketlerine sunulduğu ve daha doğmamış bir çocuğun sigorta edilemeyecek bir hayata ilk nefesini alacağı durumlar da artık söz konusu olacak. Sigorta sektörü sadece bir örnek ama önemli bir örnek. Tarihsel olarak hep ortalamalar üzerine işleyen, toplam zararı bütün paydaşlara oldukça eşitçe bölen bir sektör artık birey bazında ürünler çıkarabilecek ortaya. Ama bu durumda mesela sağlık hizmetlerinden belki de hiç faydalanamayacak önemli bir kitle oluşacak… Bu örnek her sektörde, hayatın her alanında geçerli. Bu hiç fütürist bir söylem değil, güncel. Öte yandan beyin dalgalarının akıllı telefonlarla izlenmesi, yorumlanması, depolanması gibi teknolojiler de konuşuldu Davos’ta. Yani artık beynimizin içinde bile yalnız olmayacağımız bir dünyaya doğru ilerlediğimiz gerçeği ile karşı karşıyayız. Oldukça anti-ütopist hatta Orwell-vari dursa da gittiğimiz yön maalesef bu…

Davos’ta bu sene Avrupa “Endüstri 4.0”, Japonya “Toplum 5.0”, bilişim dünyasının devleri de dijital dönüşüm söylemi ile yer aldı. Tabii bu inanılmaz bilgi kudretini ne ölçüde şirketler ve devletler paylaşacak, aralarında nereye kadar iş birliği olacak daha bilmiyoruz. Ya da böylesine bir gücün karşısında bireyin özgürlüğü nasıl ve kim tarafından savunulacak bilmiyoruz. Ancak Çin örneğine bakarsak bireyin mahremiyetinin sonunun gelmek üzere olduğunu iddia etmek çok daha garip olmaz gibi geliyor bana…

Ekonomik düzene gelince, çok önemli trendler konuşuldu Davos’da. Bu kadar bilişim teknolojilerinin hayatın her alanına girdiği bir dönemde verimlilik artışının düştüğünden bahsedildi. Büyük bir çelişki gibi durmakla beraber değişen ekonomik düzenin belki de doğal bir sonucu olarak bu karşımıza çıktı. Artık bir çok sektör eskisi kadar sermaye veya emek yoğun olmak durumunda değil: Mesela ilaç sektöründen, biyoteknolojiye kadar birçok sektör artık çok da büyük makinelere, fabrikalara ihtiyaç duymuyor. İstihdam konusunda ise durum daha vahim. En yüksek katma değere sahip bilişim, fintech ve benzeri teknoloji sektörleri çok az istihdam yaratıyorlar. Ve giderek katma değeri düşen birçok sektörde yaşanan dijital dönüşüm ile yaratılan istihdam giderek azalıyor. İçinde ışık yanmayan fabrikalar insan gücü kullanmadan robotlarla yapılan bir üretimi vaat ediyor. İçinde ödeme yapmak için bir vezne bile bulunmayan bir süpermarket aslında inanılmaz büyüklükte bir istihdam talebini ortadan kaldırıyor demek… Ve bütün bu değişimler bir sonraki neslin gelişini beklemiyor. Bugün hala belki yirmi, otuz yıl daha iş gücünde yer alacak bireylerin kariyerlerinin her anlamda değişmesi anlamına geliyor. Avrupa bu değişim için vatandaşlarını hazırlamanın peşinde koşarken, Çin, Japonya, Amerika bu değişime liderlik ederken dünyanın geriye kalan ülkeleri için oldukça karanlık bir gelecek şekilleniyor. Oyunu bozan, bu süreçte başarılı olan coğrafyalar mutlaka olacaktır, mesela Güney Doğu Asya için ümit dolu söylemler üretiliyor ama geriye kalan coğrafyalar giderek zorlanacak gibi bir tablo çıkıyor ortaya…

Bu arada beni Davos’ta en çok etkileyen bir konuşmaya da değinmeden geçemeyeceğim. Deutsche Post DHL şirketinin CEO’su Frank Appel yaptığı konuşma ile bir bakıma bu problemlere olumlu bir bakış açısı da getirmiş oldu. Beşyüzbinden fazla çalışanı olan bu dev firmanın en üst düzey yöneticisi Frank Appel aslında neurobiyoloji alanında doktora sahibi bir bilim adamı. İş dünyasına girdikten sonra şöyle bir inanç geliştiriyor: “işlerine yüksek bağlılığı bulunan çalışanları vesilesi ile müşterilerinin hayatlarını kolaylaştıran şirketler en başarılı şirketlerdir”. Her ne kadar kulağa basit bir söylem gibi gelse de geçen sene Gallup tarafından yapılan küresel bir araştırma Dr. Appel’in haklı olduğunu kanıtlamış. İşine bağlılık oranı yüksek çalışanları olan şirketlerin finansal performanslarının da anlamlı ölçüde yüksek olduğu ortaya çıkmış. Bir sinirbilimci bilim adamı olarak “çalışanlar için şirketin finansal performansı aslında pek de birşey ifade etmiyor. İnsanların üç temel ihtiyacı vardır: sevgi, ümit ve anlamlı bir amaç. Bu üçünü hisseden insanlara liderlik etmek çok daha kolaydır” diyor Dr. Appel… Keza göreve geldikten sonra uyguladığı yöntemler DHL’de olumlu sonuçlar vermiş bile. Şirketin cirosu 2011’de 53 milyar avrodan, geçen sene 60 milyar avroya, operasyonel kar marjı yüzde 2.8’den yüzde 6.2’ye, karlılık ise 2.6 milyar avroya çıkmış. Bir başka önemli başarı ile bu yüzbinlerce kişinin çalıştığı şirkette çalışanların yüzde altmış oranda daha fazlası onun liderliğinde şirkete olan bağlılıklarının arttığını ifade etmişler.

Ve son olarak bir konuya daha belki de değinmek gerekiyor. Ortak geleceği inşa etmeyi konuşmaya gelen liderlerin profillerine ve yaşam tarzlarına bakınca insanın yine biraz kafası karışıyor. Genelde sabah beş, altı gibi uyanıp gece yarısına kadar çalışan, haftada altı gün her anları onbeşer dakikalık dilimler halinde planlanmış, sadece kazanmaya odaklı ve genelde raf ömürleri üç yılı pek geçmeyen bu liderlerin vizyonu ile bir gelecek planlanıyorsa sanki insanlık çok da istemediği bir yere doğru itiliyor olabilir gibi geldi diyebilirim.

Değinmediğim önemli bir konu kaldı mı? Evet, çok konuşulan, hep odakta olan bir de cinsiyet eşitliği konusu var ki, neresinden tutsak başka bir yeri elimizde kalan çok hassas ve önemli bir konu. Eril ve dişil özellikler yerine kadın ve erkek olarak sembolize edildiği zaman kimin neyi savunduğu belli olmayan bir tablo çıkıyor sanki ortaya. Yukarıda tasvir ettiğim liderler ha kadın olmuş ha erkek: korkarım çok da farklı olmuyor ortaya çıkan tablo. Ancak kadınların sosyo ekonomik boyutta hak ettikleri rolü oynayamadıkları bütün toplumların bu gelişmelerle başa çıkması mümkün değil. Kadını güçlendirmek toplumu güçlendirmek demek. IMF başkanı Christine Lagarde konuşmasında “eğer kadınlar da erkekler ile aynı ölçüde iş gücüne katılırsa Hindistan ekonomisi yüzde yirmi yedi daha büyük olurdu” dedi.

Peki ne yapmalı? Bilgiye erişip, derleyip, değerlendirmenin kudret olduğu bir dünyada katma değer yaratarak rekabet etmenin tek yolu oyunu bu kurallarla oynamak. Carnegie Mellon Robotics enstitüsünün başkanı Profesör Nourbakhsh ilkokul öğrencilerini bilginin gücü konusunda eğittikleri bir program başlatmış. Yani dünyaya başka bir açıdan bakabilen beyinler, fiziksel ve ekonomik güç yerine bilgi gücünü anlayan yeni bir nesil. Ve tabii ki barış içinde yaşayabilmek… Çünkü savaşa ayrılan her kaynak, para, insan, entelektüel odak, zaman, her türlü kaynak, hepsi geleceğimizden çalıyor. Farkındalığı yüksek, daha iyiye ulaşmak için sorgulamayı alışkanlık haline getirmiş, gelişimden, paylaşımdan haz alan, hayata tutku ile bağlanabilen, farkındalığı, öz şefkati, iletişim yetkinliği, kritik ve yaratıcı düşünebilme yetisi yüksek ve aynı zamanda da bilimsel düşünceyi içselleştirmiş nesiller yetiştirmemiz gerekiyor. Sadece yeni nesillerde değil toplumun her katmanında peşin hükümlü olmayan bir diyalog geliştirmemiz gerekiyor. Davos’ta tekrar tekrar altı çizilen bu kadar hızla değişen düzene ayak uydurabilmek için sahip olduğu varsayımları, daha önce bir geçerlilikleri olsa bile bu özelliğini yitirmiş düşüncelerini sorgulayabilen nesillere ihtiyaç duyuyoruz. Böylece hem birey hem de toplum olarak kendi kalıplarımızı ve ön yargılarımızı fark edebilir, bu sayede baştan inşa edilen insanlığın ortak geleceğinde arzu ettiğimiz yere kendimiz konuşlandırabiliriz.

Davos’ta net bir şekilde ifade edildiği üzere birçok meslek yapay zekanın ve dijital dönüşümün tehdidi altında. Eğer denilenler doğru ise ve biz doğu yorumluyor isek çok büyük bir tehdit ile karşı karşıyayız. Belki de gerçekten bir dünya savaşı başladı bile: bu seferki global boyutta bir istihdam savaşı. Bu değişime ayak uydurmak için toplumsal bir kararlılık içinde olmamız şart…

#MeToo hareketi ve Koçluk/ Mentorluk

Mart 7, 2018  |  MENTORLUK ve KOÇLUK  |  Yorum Yok

8 Mart özel bir gün, ama bize hergün bugün aslında… Hem bu anlamlı günü kutlarken #MeToo hareketine koçluk / mentorluk bakış açısı ile bir katkıda bulunmak istedim: Makeleme köşesinde yer veren Pembenar Haber Portalına teşekkürlerimi sunuyorum:

http://www.milliyet.com.tr/metoo-hareketinin-onemi-pembenar-detay-editorunsectikleri-2622068/

 

#MeToo hareketi ile ilgili koçluk / mentorlük perspektifinden neler diyebilirsiniz?

 

Kamuoyuna mal olmuş ünlü kişiler hakkında sık sık iş arkadaşlarına ve çalışanlarına yönelik cinsel taciz ve istismarda bulundukları yönünde haberler ortaya çıkıyor. Çoğunluğunda, hepsinde değil, mağdurun kadın olduğu bu şekildeki kötü muamele örnekleri #MeToo etiketi altında paylaşılıyor.

Devamını Oku

Mentorluk ve Z Kuşağını Anlamak…

Kasım 14, 2017  |  KONUŞMALARIM, MENTORLUK ve KOÇLUK  |  Yorum Yok

PERYÖN Kongresine bu sene konuşmacı olarak katkıda bulunma imkanım oldu. Konuşmamı mentorluk ve Z kuşağı üzerine tasarladım. Hem bende büyük emeği olan rahmetli Kayra beyi andığım hem de XSights ile beraber yaptığımız Z kuşağı üzerine belki de ülkemizde yapılmış en kapsamlı araştırmadan faydalandığım bu konuşmam bir yazı haline gelip Bloomberg BusinessWeek dergisinde kendine yer buldu… Paylaşmak istedim… Yazının tam metni aşağıda…

 

Z kuşağını anlamak ve mentorluk…

 

Dünyanın hiç olmadığı kadar hızlı bir değişim içine girdiği bu dönemde acaba gençlerimize nasıl imkanlar sunarak onların yarınlara daha iyi hazırlanmasına vesile olabiliriz?

İş hayatıma başladığımda çok şanslıymışım: Rahmetli Kayra bey ilk yöneticimdi. Kırk yılı aşkın tecrübesi ile emeklilik çağında duayen bir bankacıydı Kayra Bey. Biraz rastlantısal bir şekilde kariyer çizgimiz bizi bir araya getirmişti. Üç sene süren birlikte çalışmamız sonunda banka bilançosunda görünür etkiler yaratan birçok başarıya imza atmıştık, bankacılık sistemine mal olan bazı ilkleri o dönemde hayata geçirmenin gururunu yaşamıştık.

Devamını Oku

BORGIP Projesinin paydaşı olmaktan gurur duyuyorum

Ekim 31, 2017  |  MENTORLUK ve KOÇLUK  |  Yorum Yok

BORGİP (Bölgelerarası Ortak Girişim Projesi) kapsamında aktif rol aldığım ve uluslararası standartlarda bir mentorluk programı tasarlanmasına, uygulamasına, eğitimlerine ve ölçümleme yöntemlerinin oluşturulmasına katkıda bulunduğum için büyük gurur duyuyorum.

Bu projede yer almamıza imkan sağlayan başta Şükrü Ünlütürk olmak üzere TUSİAD ve TURKONFED yönetimleri ile bu çalışmada görev alan EMCC üyesi meslektaşlarıma şükranlarımı sunmak isterim.

Bence ülkemize en iyi hizmet insanımıza yatırım yapmaktır. Buna vesile olduğumuz için çok mutluyum.

https://m.dunya.com/ekonomi/borgip-ile-20-kobi-mentorluk-destegi-aldi-haberi-388954

https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:6331219753880862720

Mentorluk ve koçluk üzerine Dünya Gazetesine verdiğim röportaj

Ekim 9, 2017  |  MENTORLUK ve KOÇLUK  |  Yorum Yok

Mentorluk ve koçluk üzerine Dünya Gazetesine 21 Eylül 2017 tarihinde verdiğim röportajın tam metnini ve gazete yer aldığı şekilde görselini buradan da paylaşmak istedim…

Siz ve kurumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz acaba? 
Avrupa Koçluk ve Mentorluk Konseyi (EMCC) koçluk mesleği ve mentorluk programlarında en yüksek standartları ve uygulama prensiplerini geliştirmeyi hedefleyen 23 Avrupa ülkesinde 6000’i aşkın profesyoneli bir araya getiren bir meslek kuruluşu. Yirmi beş yıldır bu amaçla çalışmalarına devam eden EMCC, 2005 yılından beri Yönderlik ve Koçluk Derneği (EMCC Turkey) ile ülkemizde de temsil edilmekte. Son iki dönemdir yönetim kurulu başkanlığını gurur ile devam ettirdiğim EMCC Türkiye bünyesinde bu görevimi sene sonunda tamamlıyorum. Yaz aylarında tamamlanan bir seçim süreci sonunda bütün üye ülkelerin oy birliği ile 2018 – 2020 dönemi için EMCC’nin dünya başkanlığına seçilmiş bulunmaktayım. Bu görevimin hem ülkemize, hem de bütün paydaşlarımıza en faydalı şekilde icra edebilmek için gerekli hazırlıkları yaptığım bir dönemdeyim.  200’ü aşkın seçkin üyemiz ile EMCC Türkiye hem mentorluk hem de koçluk alanında ülkemizde aktif çalışmalarına önümüzdeki dönemde de devam ediyor olacaktır.
Öncelik verdiğiniz konular neler? 

Devamını Oku

Yönetici Koçluğu ve Mentorluk üzerine bir yüksek lisans programı…

Eylül 22, 2017  |  BÜLTENLER, LİDERLİK, MENTORLUK ve KOÇLUK  |  Yorum Yok

Bence muhteşem bir adım atıyoruz: ülkemizde ilk defa koçluk ve mentorluk  uzmanlık alanı olan ile bir yüksek lisans programı başlatıyor olmanın memnuniyetini yaşıyorum… İşletme Yüksek Lisans Programı altında  Yönetici Koçluğu ve Mentorluk alt uzmanlık dalı derslerimiz başlıyor… Detayları Altınbaş Üniversitesi web sitesinde bulabilirsiniz. Ayrıca genel bilgi için linkteki söyleşiyi de izleyebilirsiniz: https://youtu.be/WijIJcf-Aks

Koçluk becerileri ve mentorluk uygulamaları bence daha rekabetçi, daha sürdürülebilir ve daha başarılı bir iş dünyası için bir vaz geçilmez… Birçok çalışma bize gösteriyorki katma değeri yüksek iş kollarında en önemli liderlik vasıfları arasında koçluk becerileri ve mentorluk yaklaşımı ön plana çıkıyor. Bu alanda ülkemizdeki bulgulara bu blog sayfalarında da bulabileceğiniz “Yetenekten Lidere” isimli kitabımda da yer vermiştim. D Pink’in DRIVE isimli kitabı da bu alanda daha detaylı bilgi almak için harika bir kaynak…

http://www.hurriyet.com.tr/kocluk-ve-mentorluk-yuksek-katma-degeri-bulun-40583799

Devamını Oku

Ne olacak bu çocukların hali?

Ağustos 27, 2017  |  LİDERLİK, MENTORLUK ve KOÇLUK  |  Yorum Yok

Bu pazar günü Bloomberg Businessweek’te yayınlanan yazımı nesiller arası iletişime, ebeveynilik uygulamaları ile teknoloji ve gelecek nesillerin nasıl donanımlı olmaları gerektiğine ayırdım…

Keyifli okumalar…

Yazının tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

Devamını Oku