Dr. Rıza Kadılar

Geleceği okumak: 15 yıl içinde neler bekliyor bizi?

Nereye akıyor acaba bu nehir?

Bloomberg Businessweek Türkiye 15 yıl özel sayısı için hazırladığım yazıyı aşağıda bulabilirsiniz… Bugün olup bitene odaklanarak geleceği okumaya çalıştım… Umarım faydalı olur…

LinkedIn profilimde okumak için: https://www.linkedin.com/pulse/gelece%25C4%259Fe-haz%25C4%25B1rlanmak-i%25C3%25A7in-bug%25C3%25BCn-hangi-trendleri-takip-kadilar

Geçmişinizde nereye baksanız hep sanki dün gibi geliyor insana, ama gelecek sanki hiç gelmeyecek gibi uzakta… Oysaki hayat bir nehir gibi, akıp gidiyor. Bazen suda bir yaprak gibi tanık olup geçiyoruz çevremizde olup bitenlere, bazen de “suyun akışını acaba değiştirebilir miyiz” diye sorguluyoruz yerimizi evrende…

Gelecek aslında geçmişin bir uzantısı. Bugün odaklandıklarımız yarını şekillendiriyor. Ama sorun şu ki biz günlük hayatımızda geçmişin kalıpları ve teknolojileri ile haşır neşir iken bizden uzak bir yerlerde doğuyor ve gelişiyor yarının yaşam tarzları ve teknolojileri. Hal böyle olunca sürekli bir kaçma yakalama duygusu içinde değişen zamanlara ayak uydurmak en önemli yetenek oluyor. Zekanın bir tanımı adapte olabilme yeteneği idi. Bu durumda değişim dalgası altında ezilen, boğulan olmamak için hem adapte olmamızı sağlayacak zekamızı geliştirip doğru yerde doğru şekilde kullanmayı bilmeliyiz, hem de oyunda kalmayı istemeliyiz. O istek ve iştah kaybolunca hayatın anlamı da maalesef kayboluyor ve yaşam bir ağır geliyor insana…

Bugünden yakın geleceğe bakınca neler mi dikkatimi çekiyor?

Birincisi 5G bakalım neler getirecek? Sadece espor, internet oyunları, uzaktan yapılan ameliyatlar, hologramlar, yükseltilmiş gerçek, sanal gerçek, derin yalanlar (deep fake) gibi uygulamalar değil, acaba nasıl iş modelleri üretmemizi sağlayacak bu teknoloji? Blockchain uygulamaları devreye girince acaba gerçekten medeniyetin vaz geçilmez unsurları değişecek mi? Ulus devletler buna nasıl adapte olacak? Hala para basmak, nüfus kağıtları, kimlik belgeleri, tapu daireleri ve hatta üniversiteler var olacak mı? Olursa nasıl adapte olacaklar?

Bu arada tarihe not düşelim, Amerikan borsalarının en değerli altı şirketinin toplam piyasa değeri 7.5trilyon dolar ve bu rakam Tokyo borsasına kayıtlı 2300 şirketin toplam değerinden fazla. Homo Sapiens’in diğer homo türlerini yenip dünyayı ele geçirmesini sağlayan en güçlü özelliği topluluklar halinde organize olup işbirliği yapabilmesi imiş. En büyük savaşlar böyle kazanılmış, en gelişmiş medeniyetler böyle inşa edilmiş. Bir virüse karşı küresel bir savaşın yaşandığı günümüzde iş birliğini sürdürebilmemizin tek yolu olan bu teknolojik çözümler. Belki de bu yüzden bu kadar değere sahipler. Peki 5G ve beraberinde gelen teknolojiler ile acaba nasıl yeni iş yapış modelleri oluşacak?

İkincisi acaba akıl ve ruh sağlığı konusunda insanlık nereye gidecek? Bu konuda belki de tarihin en karanlık dönemini yaşıyoruz. Hiç bu kadar depresyon olmamış genç nüfusta, hiç bu kadar intihara meyilli olmamış insanlık. Merak ettiğim bir gelişme cannabis kullanımının nasıl dünya genelinde serbest kaldığı, müthiş kaynakların bu alana aktığı ve bunun yaratacağı sosyo-ekonomik etkiler. En son Yeni Zelanda seçimlerinde referandum konusu buydu. Bizler Trump-Biden çekişmesini izlerken aslında son ABD seçimlerinin asıl kazananı yine cannabis oldu. Referandum yapılan her yerde serbest kalan bu ot ve ondan yapılan yeni ürünler hayatımıza nasıl girecek ve nasıl etkileri olacak?

Ve üçüncüsü ise yaşam bilimleri, gıda teknolojisi ve tıp bizi acaba nereye taşıyacak? CRISPR teknolojisi ve laboratuvarda üretilen yapay et gibi konulara bu sütunlarda yer vermiştim. Tıp tarihi boyunca pek uğraşmamışız virüslerle, “bakteriyel ise antibiyotik, virütik ise evde git üç gün dinlen” teşhisleri ile büyüdük. Ama şimdi Covid-19 sayesinde pandoranın kutusu açıldı. Acaba insanoğlu virüslerin dünyasını keşfettikçe bu yaşam teknolojilerini nasıl etkileyecek? Gerçekten küçük robotçukları vücudumuza enjekte edip mikron seviyesinde müdahaleler mümkün olacak mı?

Peki bütün bunlar ışığında gençlere ve hep genç kalanlara ne tavsiyelerim olabilir?

Birincisi, umarım yaşam iştahımızı kaybetmeyiz. Hem zorluklar, hem giderek hızlanan değişimin tsunamisi, hem de bir yandan çelişkisel bir şekilde yaşadığımız biraz da sanal bolluk duygusu (mesela Netflix, Spotify sayesinde oturduğumuz yerde nelere erişiyoruz değil mi) bizde bir iştah kaybına neden olmaz. “Son düdük çalana kadar oyunda kalmak” için ne gerekli acaba?

İkincisi, umarım konfor alanımızdan çıkıp risk alabileceğimiz, kendimizi ve dünyayı daha çok keşfedeceğimiz, yaşadığımıza şükretmemizi sağlayacak ilişkiler içinde şekillenir hayatımız. Hem aile, hep yakın çevre, hem de iş hayatı boyutunda bu çok önemli. Çünkü bu farkındalık hayata bir anlam katmamızı sağlayacak, amaçlarımız ve inandıklarımız uğruna dolu dolu bir yaşamı mümkün kılacak.

Üçüncüsü, umarım yaşamın her alanında uyum ve harmoniyi yakaladığımız bir hayatımız olur. Madem dünyanın merkezinin doğuya kaldığı bir dönemdeyiz o zaman kadim doğu kültürlerini içselleştirmenin de tam zamanı. Mesela ying/yang kavramında olduğu gibi, aydınlık da, gölge de güneş sayesinde oluyor. Her kavram aslında içinde tezatını da yaşatıyor. Yani geçmiş yüzyılların kalıpları, inanç sistemleri ve dünün doğruları içinde hapsolmak yerine umarım madalyonun bütün yönlerini görebildiğimiz, hayatımızın her aşamasında evren, doğa, insanlık, sevdiklerimiz ve bize anlamlı gelen amaçlarımız ile uyum ve barış içinde yaşadığımız yıllar görürüz.

Enteresan bir dönemdeyiz ve giderek daha da enterasan günler bizleri bekliyor ama hep dediğim gibi farkındalığını yüksek tutup doğru tercihleri yapanları daha da iyi günlerin beklediği bir döneme giriyoruz. Yani tam tersi için hayat çok daha zor olacak. Aman dikkat…

Exit mobile version