Dr. Rıza Kadılar

Tavsiye vermemeyi bilmek…

Mentorlukta tavsiye vermek yok diyoruz. Peki ne yapacağız?

Hatta başlığı biraz daha açayım: Tavsiyelerin ne kadar işe yaradığını düşünüyorsunuz? Gün içinde kim bilir kaç kişiden, kaç kaynaktan sürekli tavsiye bombardımanına uğruyorsunuzdur. Bu tavsiyelerin kaçını hayata geçiriyorsunuz? Ve bunların kaçı gerçekten işinize yarıyor? Bu konuda yapılan birçok çalışma ve çoğumuzun kişisel deneyimi gösteriyor ki tavsiye vermekle çözüm pek bulunmuyor, hatta tam tersine konular çok daha karmaşık bir hal alıyor…

Bu konuyu ele alan ve iki bölümden oluşan yazıyı aşağıda bulabilirsiniz:

“Tavsiye vermeyelim” diyoruz, peki neden?

Diyelim bir tavsiye verdiniz ve tam arzu edilen sonuç alındı. Ne oldu? Sorun çözüldü, başarı mentora yazıldı, menti ne öğrendi, nasıl gelişti? Ya da tam tersi, tavsiye verildi ve sonuç felaket. Ne oldu? Sorun çözülmedi, hatta başka sorunların doğmasına vesile olundu ve suç mentora atıldı. Peki menti ne kazandı, ne öğrendi, nasıl gelişti?

Mentorlukta mentinin sorumluluğu alması, mentor ile yaşadığı deneyimden ilham alarak gelişmesi elzemdir. Yani mentor ortalıktan kaybolduktan sonra bile menti yaşadığı mentorluk sürecinin faydalarını yaşamaya devam etmelidir. Ve hep deriz ki mühim olan konuyu (aman dikkat bakın sorun demiyoruz, “konu”) çözmek değil, mentiyi çözmek değil, asıl olan mentinin getirdiği konu neyse o konu ile olan münasebetinde farkındalık kazanması, yeni perspektifler edinmesi, mentorun aktaracağı deneyimlerden ilham alması ve bu şekilde bir gelişimsel, hatta dönüşümsel süreç yaşamasıdır.

Peki hal böye olunca bir mentor mentiye faydalı olacağına inandığı fikirleri, mentinin ne yapması veya bir konuya nasıl yaklaşması gerektiği hakkında tavsiye paylaşması nasıl olmalıdır? Doğru yeri, zamanı ve yöntemi nedir?

Mentinin önemli olan noktalara yoğunlaşması (mentorun perspektifinden olsa bile), kendi başına yapabileceklerinden daha hızlı olması ve mentorun tecrübelerinden daha etkin bir şekilde faydalanması sağlanabilir. Ancak yukarıda belirttiğimiz üzere tavsiye paylaşmanın önemli bir dizi dezavantajı da bulunur. Kişinin kendi başına uğraşıp, kendi çözümlerini geliştirmesi:

 

Balık yedirmektense veya balık tutmayı öğretmektense asıl mentorlukta diyalog mentinin balık ile ve balık tutmak ile ilgili düşünce kalıpları, ön yargıları, tutumu, tercihleri gibi birçok alanda farkındalığını arttırması, bu konuda onu motive eden ve engelleyenleri fark etmesi, sonra da ihtiyaç duyacağı kaynakları belirleyip onlara nasıl ulaşacağını planlayıp içselleştirerek hayatına sokmasıdır. Bu yaklaşımı akılda tutularak, mentorlukte tavsiye vermeyi asgari düzeye indirmek daha etkili olacaktır. Bu bağlamda tavsiye vermeden önce tavsiye verilen konu hakkında mentinin farkındalığının arttırılması büyük önem arz etmektedir.

Bu bağlamda tekniksel olarak neler yapılabileceğini aşağıda yer alan ikinci bölümde bulabilirsiniz.

Tam metin için: https://rizakadilaracademy.com/mentorluk-ve-tavsiye/

 

 

 

Mentorlukta tavsiye vermek yok diyoruz. Ama bunu derken neyi kastediyoruz?

Yukarıda yer alan birinci bölümde bunun nedenlerini açıklamıştık. Şimdi burada teknik olarak neler mümkün onlara değinmek istiyoruz (*):

Mentorluk hakkında önce klasik bir metafor kullanarak bir netleştirme yapalım. Balık yedirmektense veya balık tutmayı öğretmektense mentorlukta asıl amacımız mentinin balık ve balık tutmak ile ilgili düşünce kalıpları, ön yargıları, tutumu, tercihleri gibi birçok alanda farkındalığını arttırması, bu konuda onu motive eden ve engelleyenleri fark etmesi, sonra da ihtiyaç duyacağı kaynakları belirleyip onlara nasıl ulaşacağını planlayıp içselleştirerek hayatına sokmasıdır. Bu bağlamda tavsiye aşmasına gelmeden önce tavsiye paylaşılan konu hakkında mentinin farkındalığının arttırılması büyük önem arz etmektedir. Yani gelişimsel mentorlukte tavsiye vermeyi asgari düzeye indirmek daha etkili olacaktır.

 

Peki bu bağlamda tavsiye paylaşmak nereye oturuyor ve neler mümkün?

 

En sonda diyeceğimizi baştan söyleyelim: Amaç mentinin kendi çözümlerini bulup o yönde daha sorumluluk sahibi bir yaklaşım ile inandıklarını hayata geçirmesi ise, mentorun yapabileceği en doğru müdahale, paylaşmak istediği tavsiyeyi sunup, cümlenin sonuna nokta koymak yerine bir virgül koyup, “desem ne dersin?” kalıbı ile cümlesini bitirmesi ve sessizliğe imkan tanımasıdır.

Amaç mentinin bir alan kazanıp, paylaşılan tavsiyeyi etraflıca değerlendirmesi, yarattığı farkındalığın ne açıdan faydalı olabileceğini incelemesi ve bu “reflection” ya da derin düşünme dediğimiz süreç sonunda nereye varıyorsa, bu deneyimden neyle çıkıyorsa onu mümkün kılmak olmalıdır.

 

Bu yaklaşıma hizmet edecek başka müdahale çeşitleri ne olabilir?

 

Rehberlik, nispeten daha az tecrübeli olan bir mentorun ancak bazı durumlarda güvenle kullanabileceği bir yöntemdir. Rehberlikte:

 

Rehberliğin taşıdığı risk, belirli bir mentorde işe yarayan bir çözümün, başka bir mentor için geçersiz olmasıdır. Mentorun kendisine, “Sahip olduğum tecrübe ve fikirler bu durumla ne kadar alakalı?” diye sorması faydalı olacaktır. Eğer bu konuda bir şüphe oluşuyorsa, yönlendirmesiz olan ve soru sormakla yetinilen bir tarza geri dönmek gerekir.

 

Ne zaman tavsiye vermek uygun olur?

 

Bu konuda aşağıdaki faktörler belirleyici olacaktır:

  1. Durum nedir?

Öyle durumlar vardır ki, anlık, yönlendiren tavsiyeler vermek önemli olabilir. Örneğin, menti tehlikeli bir hata yapmak üzereyse, mentor mentinin öngöremediği sonuçlar hakkında onu uyarabilir. Ancak, işine bağlı bir mentor ilk fırsatta konuyu tekrar açmayı, gözden geçirmeyi ve mentinin bundan kalıcı dersler çıkarmasını sağlar.

 

Altını çizmeliyiz ki bizim bu paylaşımlarımız gelişimsel mentorluk için geçerli. Öte yandan sponsorluk mentorluğü, tavsiye verme ve rehberlik etmeye ağırlık verir; gelişimsel mentorluk bunları asgari düzeyde kullanır. Gelişimsel mentorlukte, mentor belirli bir durum ile ilgili tavsiye verme veya rehberlik etmeye karar vermeden önce, kendisinin ve mentinin ilgili durumu kendi bağlamında tam olarak kavradıklarından emin olmak ister. Çoğu durumda, mentorun tavsiye vermesine gerek kalmadan, diyalog ve derinlikli düşünme sürecinin içinde çözümler menti için belirgin hale gelir. Eğer hala ihtiyaç duyuluyorsa, mentor nihayet rehberlik etmeye ve eğer gerek duyuyorsa son çare olarak tavsiye vermeye başvurabilir.

 

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Mentinin devamlı olarak mentorun veya Mentorluk oturumunun zaman dilimi içerisinde çözümler geliştirmesini beklememek gerekir. Problem hakkında yeterli kavrayışa sahip olduğu sürece mentiyi problem üzerinde bir süre (birkaç saat, gün veya hafta) derinlikli düşünmeye teşvik edebilirsiniz; menti problem üzerine yeterince zaman harcadıktan sonra konuyu yeniden ele alabilirsiniz.

 

  1. Mentor nasıl yardımcı olabilir?

Bu konu ile alakalı sorular:

 

Mentorun, mentiye tepkisini vermeden (müdahale etmeden) önce yukarıdaki sorulardan en az bir kaçı üzerinde düşünmek için yeteri kadar bir duraksama göstermesi gereklidir. Böylece diyaloğun akışı biraz yavaşlamış olacak (bu sırada menti derinlikli düşünmek için fırsat bulur) ve mentor de mentinin ihtiyaçlarına uygun biçimde tepki vermek için kendinden emin hale gelecektir.

 

  1. Konu kime ait?

Bir konu ne ölçüde mentiye aitse, mentinin bununla ilgili kendi tavsiyelerini geliştirmesi ve uygulaması o derece önem kazanır.

Tavsiye paylaşma koşulları

Aşağıdaki kontrol listesi Jenny Roger’in “Koçluk Yetenekleri” el kitapçığından alıntıdır:

 

Tavsiye vermenin temel kuralları

 

Tavsiye vermenin yapılandırılması

Yazının bu ikinci kısmının tam metni: https://mentorluk.net/mentorluk-ve-tavsiye/

Ve bir de soru ile bitirelim:

Tavsiye vermede aceleci olmadığınızdan emin olmak için nasıl tedbirler alabilirsiniz?

 

 

 

(*) Bu makalede D Clutterbuck’ın bu konu hakkında çalışmalarından esinlenilmiştir.

 

Exit mobile version