"Enter"a basıp içeriğe geçin

HRM Bülten’le EMCC ve koçluk üzerine…

 

Sektörün önde gelen ve saygın yayınlarından HRM Bülten’in Koçluk üzerine hazırladığı özel sayısında yer alan röportajımın tam metnini aşağıda bulabilirsiniz: 

 1.     Koçluk ile nasıl tanıştınız? Bu alanda kariyer yapmaya nasıl karar verdiniz? Sizi bu çalışmaya yönelten olaylar nelerdi?

90’lı yılların ortasında JCI isimli liderlik gelişimi odaklı bir uluslararası kuruluş bünyesinde bireysel gelişim konulu eğitimlere ilgi duymuştum. 1996 yılında bu kurum bünyesinde eğitimcinin eğitimi tamamlamış, 1999 yılında da “International Training Fellow” ünvanı ile bu kurumun dünya çapında en önde gelen eğitimcilerinden birisi olmuştum. Bu süreç içinde NLP ile tanışmış ve o dönemde finans sektöründen iki arkadaşımızla beraber bir NLP konusunda uzmanlaşacak bir eğitim şirketi bile kurmuştuk. Keza o iki ortağım zamanla finans dünyasından ayrılıp kendilerini profesyonel olarak eğitim dünyasına adamışlardı, ben ise bankacılıkta kariyerime devam etmiştim. 2003 senesinde ise Londra’da bir bankanın genel müdürü olarak görev yaparken aynı arkadaşlarım bu sefer CTI isimli kurumun temsilcisi olarak Türkiye’de koçluk eğitimleri ile ilgilenmeye başlamışlardı.

Onların tavsiyesi ile ben de Londra’da CTI’ın “co-active life coaching” eğitimlerini tamamladım ve pro-bono koçluk yapmaya başladım. Ancak benim koçluk ile gerçekten daha odaklı ilgilenmem dünya genelindeki finansalı krizin yaşandığı dönemde iştirak edip, iki sene içinde sonuçlandırıp 2009 yılında mezun oluğum Academy of Executive Coaching (www.aoec.com) isimli Londra merkezli kurumun “Advance Diploma in Executive Coaching” programını tamamlamamla başladı. Bu eğitim boyunca iş hayatı ile ilgili birikimimin bana aslında önemli bir kaynak olduğunu fark ederken aynı zamanda psikoloji alanındaki birikimimin ne kadar yetersiz olduğunu hissetmeme neden olduğunu fark ettim. Bu süreç boyunca koçluğun psikolojik boyutu üzerine ilave eğitim programları (Gestalt, CBT, TA gibi) takip etmem, aldığım süpervizyon ve bu eğitimde oluşturduğum kendi koçluk modelim beni koçluk vesilesi ile başkalarının hayatında ve dolayısı ile de yaşadığımız dünyada ne kadar etkin bir imzam olabileceğine kanaat getirmeme vesile oldu. Ve aktif koçluk yolculuğum bu seneler içinde hayat buldu. Tabii işini içinde rastlantılar da var: Bu eğitimin modüllerinden birisi yaz aylarındaydı ve İskoçya’ya yapılmıştı. Ben bu modüle direk Bodrum’daki yazlık evimizden gitmiştim. Tam yola çıkmadan önce havuz başında kızımın İngiliz bir arkadaşının annesi ile sohbet ederken laf bu eğitime gelince yakın bir arkadaşının EMCC (European Mentoring and Coaching Council) Türkiye ile ilgilendiğini ancak kurucu üyelerin kendi işlerine odaklanmaları nedeni ile derneğin zor bir süreçten geçtiğini söyledi… Bu sohbetten birkaç ay sonra EMCC’nin Amsterdam’daki genel kurulunda bu kurumla ve üyeleri ile tanışma fırsatı buldum, takip eden aylarda da arkadaşlarımızın önerisi ile derneğin başkanlığı görevini üstlendim. Bir seneyi aşkın bir süre altyapı ile ilgili birikmiş sorunları çözüp, gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra 2012 başında yaptığımız genel kurul ile derneğin yönetim kurulu başkanlığına seçildim ve hala koçluk mesleğine bu plaftform vesilesi ile aktif olarak katkıda bulunmaya devam ediyorum.

 

 

  1. 2.     Dünyada ve Türkiye’de EMCC’nin yapılanmasından bahsedebilir misiniz? Kuruluş amacı, hizmetleri, üyelik koşulları, çalışma prensipleri, kurumsal dünyaya ve koçlara katkıları vb. 

EMCC (European Mentoring and Coaching Council) 21 ülkede yaklaşık 5500 üyesi bulunan bir çatı kurum gibi düşünülebilir aslında. Her ülkede yerel ve özgün bir kurum olarak faaliyetlerine devam eden EMCC ülkemizde 2005 yılında kurulmuş bulunan Yönderlik ve Koçluk Derneği (EMCC T) ile temsil ediliyor. EMCC’nin amacı koçluk ve mentorluk alanlarında “go to body” olmak. EMCC üç ayrı üye profilini bir araya getiriyor: bir yanda koçluk mesleğini ve mentorluk hizmetlerini icra eden uygulayıcılar (practititioners), diğer yanda bu hizmetten faydalanan, satın alan birey ve kurumlar (sponsors/buyers) ve son olarak da bu alanlarda bilgi birikiminin gelişimine katkıda bulunan akademisyenler. EMCC bütün bu üç profili bir araya getirip mesleğin gelişimine ve en iyi uygulamaların yaygınlaşmasına destek oluyor. Kasım ayında her sene başka bir ülkede yapılan genel kurul ve konferansın yanı sıra, her sene Haziran ayında da yine her sene başka bir ülkede önde gelen üniversite yapılan “research” konferansları bulunuyor. Bu sene bir de e-mentoring konferansını hayata geçirdik. Akreditasyon alanında EMCC’nin EQA (European Quality Award) ismi ile anılan koçluk eğitim programlarına verilen derecelendirme sistemi, ayrıca da koçlara sunduğu EIA (European Individuals Award) denilen bir akreditasyon sistemi de bulunmaktadır. EMCC’nin işleyişinde her ülkenin başkanından oluşan konsey önemli bir rol oynamaktadır. Execom adı verilen EMCC Başkanı tarafından liderlik edilen bir icracı kurul her üç senede bir Konsey tarafından oylanarak seçilmektedir. Keza bu Execom tarafından değişik konularda direktörler atanmaktadır.

 

 

  1. 3.     EMCC Türkiye’nin çalışmalarından, varsa yeni projelerinizden bahsedebilir misiniz?

 

Ülkemizde de benzer prensipler çerçevesinde EMCC Türkiye’yi koçluk ve mentorluk uygulamaları ve uygulayıcıları için buluşma ve paylaşma ortamı olarak yapılandırıyoruz. Sayıları yüz elliye yaklaşan üyemiz ve çalışmalarımızdan haberdar olan bini aşkın iletişim içinde olduğumuz takipçimizle bu amaç doğrultusunda çalışma programımızı şekillendiriyoruz.

 

Son üç yıldır en yoğun faaliyet alanımızı önde gelen Türk şirketlerinde tespit edebildiğimiz en başarılı koçluk ve mentorluk uygulamalarını birinci ağız en yetkili kişilerden dinleyip, katılımcılar arasında interaktif bir paylaşımı hedeflediğimiz toplantılarımız oluşturuyor. Bu amaçla Sabancı Grubu, Koç Holding, Anadolu Grubu, Pepsi Türkiye, Avon, Metro, Yıldız Holding, Garanti Bankası, A Bank, Arçelik LG, Brissa, Delphi Elektrik, HSBC Türkiye gibi firmaların üst düzey yönetimlerini ve bu projelerde yer alan üyemiz olan koçları dinleme fırsatı bulduk. Bunun yanı sıra iki senedir PERYÖN Kongrelerinde bir panel düzenliyoruz. Bir defa da benzer bir çalışmayı İzmir’de hayata geçirdik.

 

Mesleğin gelişimine belki de en önemli katkılarımızdan birisi ICF ve Koçluk Platformu ile beraber Mesleki Yeterlilik Kurumu nezdinde yürüttüğümüz çalışmalardan da bahsetmemiz gerekebilir. Bu girişim sayesinde geçtiğimiz Haziran ayında koçluk Resmi Gazete’de yayınlanarak bir meslek olarak tanındı. Şimdi bu mesleğin yetkinliklerini tanımladığımız bir çalışma ile bu sürece devam ediyoruz. Keza dünya genelinde de EMCC, ICF ve Association for Coaches isimli iki kurumla beraber The Coaching Alliance’ı hayata geçirdi ve ortak bir code of conduct tanımlayarak yine geçtiğimiz sene içinde Avrupa Konseyinde koçluğun bir “self regulating profession” olarak kabul görmesini sağladı.

 

Mesleğin gelişimi için zaman zaman atölye çalışmaları ve eğitim programları da düzenliyoruz. Supervision in Coaching, Psychology in Coaching, TA for Coaching gibi çalışmaları yeni dönemde hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bu süreç içinde David Megginson, Julie Hay, John Leary Joyce, Lise Lewis gibi bu alanda dünya çapında önemli isimleri de konuk etme fırsatımız oldu.

 

“CEO talks” ismini verdiğimiz iş dünyası liderleri ile koçluk üzeri yaptığımız sohbet toplantılarımız da büyük ilgi görüyor. Bu sene başlattığımız bu seride HSBC, Delphi ve Eureko Türkiye’nin CEO’larını konuk ettik.

 

Bir başka öncelik alanımız da koçluk ve mentorluk uygulamalarının daha geniş kitlelere sunmak. Bu bağlamda Avrupa Konseyi tarafından KOBİ’lere dönük olarak yürütülen bir çalışmaya biz de destek verdik. “Horizon 2020”, “Commercialize” gibi Avrupa Konseyi destekli çok önemli destek ve geliştirme projelerinde üyelerimizin aktif rol almasına gayret ediyoruz.

 

American Chamber of Commerce in Turkey (AmCham) ile beraber “engagement” üzerine bir aktivite yaptık. Benzer çalışmaları iş dünyasını temsil eden başka derneklerle de yapmaya devam edeceğiz.

 

Diğer çok önem verdiğimiz bir alan ise dernek isminde yönderlik olarak yer alan “mentorluk” konusu. Bu alanda ülkemizde birçok kurum ve dernekte uygulamalar bulunmakla beraber ortak bir yetkinlik çerçevesi ve yöntem ile metod konularında bir standart bulunmuyor. Bu alanda dünyanın önde gelen isimlerinden David Clutterbuck sonbaharda konuğumuz olacak ve bu bahsettiğim açığı kapatmak için benzer bütün kurum ve derneklerle ortak atölye çalışmaları yaparak mentorluk uygulamalarını daha geniş kitlelere uluslararası kabul görmüş standartlarda ulaştırmayı hedefliyoruz.

 

Tabii akademik dünya ve akademik araştırmalar da bizim için çok önemli. Bu bağlamda Bilgi Üniversitesi ile bir iş birliğimiz oldu. Son sınıf öğrencileri için bu sene açılan seçmeli bir derste üyelerimiz öğrencilere koçluk becerileri ağırlıklı uygulamalı bir ders sundu, öğrenciler de öğrendikleri beceriler ile daha genç öğrencileri koçluk desteği vererek bu alanda bir ilk adım atmış oldular.

 

Araştırma konusunda da birkaç uluslararası araştırmaya biz de Türkiye olarak destek verdik. Ridler’s Report diye anılan İngiltere merkezli uluslararası bir araştırmaya 12 Türk şirketinin dahil olmasını ve bu şekilde Türkiye özelinde bir alt rapor hazırlanması sağladık. Önümüzdeki dönem de kendi dinamiklerimiz ve üniversite de görevli akademisyen üyelerimizin desteği ile kendi araştırmalarımıza ağırlık vereceğiz.

 

Bu arada belki de bizleri en çok gururlandıran bir gelişme 2015 Kasım ayında yapılacak EMCC Dünya Kongresine Istanbul’da ev sahipliği yapacak olmamız. Bu sene Venedik’te olacak bu kongreyi ülkemize getirecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

 

 

  1. 4.     Profesyonel olarak “koç” olmak isteyen kişilere tavsiyeleriniz nelerdir?

 

Koçluk harika bir serüven. Bir yanda dokunduğunuz bireylerin hayatlarındaki engelleri aşmalarına, yepyeni alanlarda mümkün olanı bulup hayata geçirmelerine olanak sağlarken, bir yandan da kendiniz hakkında farkındalığınız öylesine artıyor ki… Sorunlara ve kişilere değil,  bireyin gündeme getirdiği konularla olan ilişkisine odaklanıp sorunların içinde çözümlerin nasıl saklı olduğuna tanık oluyorsunuz. Sürekli “şimdiki zamanda” kalarak aslında geleceğimizi nasıl şekillendirebildiğimizi, soruların cevaplardan çok daha önemli olduğunu ve hatta “olmak ile  yapmak” arasındaki dengenin yaşamımıza etkisini deneyimliyorsunuz… Hiç acele etmeden, merakınızı doğru yere odaklayıp hem geliştirip hem gelişerek son derece tatminkar bir yaşama doğru yola çıkıyorsunuz…

 

Bu yolculuğa çıkmış bütün sevgili koçları, birikimleri ve paylaşımları ile yaşadıkları ortamda pozitif değişime katkıda bulunan bütün mentörlerimizi bu tercihleri için kutluyorum ve hepsine her anın tadını çıkaracakları keyifli bir yolculuk temenni ediyorum…

http://www.hrm.com.tr/bulten/agustos-eylul2014/index.html

Bu yazı yorumlara kapalı.